Birkaç ay önce bir yazı kaleme almıştım. Derdimiz medya farelerinin aksine ‘cambaza bak’ değil aşağıda dönen işlere bak demekten başka bir şey değildi. Aylarca
Erzurum’u uçak biletlerinin fahiş fiyatları ile uğraştırdıkları süre boyunca şehir içi ulaşımdan kimse yakınmadı. O gün uçak biletleri pahalı fakat daha önemli dertlerimiz var dedim. Aklı evveller bizi ‘uçaktan inmemekle’ bile komikçe eleştirdiler.
Bugün itibariyle Erzurum’da ulaşıma zam yapıldı.
Hangi Erzurum mu?
Öğrenci şehri, yoksullukta mücadele eden, işsizliğin arttığı Erzurum’da.
Hangi yoluna zam yapıldı?
En uzun mesafesi 30 km olan Erzurum yoluna.
Ne için zam yapıldı?
Vaktinde gelmeyen otobüs-minibüslerine, tıkış tıkış binilip gidilen otobüs-minibüslerine, eski otobüs-minibüslerine, saat 22:00’den sonra bulunamayan otobüs-minibüslerine, bilinçsiz ve saygısızca kullanılan otobüs-minibüslerine!
Çok değil bir, iki ay önce bizzat tespit ederek şunu yazdım;
‘‘Havuzbaşı durağından B2A ve K4 sefer sayılı otobüsleri yeni alışveriş merkezimize gitmek için beklerseniz yaklaşık kırk beş dakika ediyor. ( 3 Temmuz Çarşamba – 18.55/ 19.35)
Akşam 21.50’de Dadaşkent Migros durağından şehir merkezine araç beklerseniz gelmiyor. (21-22 Haziran) Yine aynı güzergâhta Aziziye Belediyesi önünde durakta beklerseniz yaklaşık 40 dakikada şehir merkezine bir ya da iki seferle yetişebilirsiniz. (Aynı hafta)
Öğrencinin ve Araştırma Hastanesine ulaşmak isteyen vatandaşların en yoğun kullandığı hatlardan biri olan G1’i de beklemek yaklaşık otuz dakika. G1 seferinde yer bulmak da yine imkânsız. Şoförler tedirgin, sinirli; yolcular sabırsız ve rahatsız.
Gez durağından başlayarak Atatürk Üniversitesi durağına kadar B2’ye binmek, ulaşmak da yine aynı derecede zor, sinir bozucu.’’
Temmuz’da bunları dile getirdikten sonra ne mi oldu? Her şey daha da kötüleşti. Yazın yatıp kışın çalışanlar en sıkışık dönemlerde yol yapmaya, asfalt çekmeye, kavşakları kafalarına göre kapatıp açmaya başladılar.
Bugünlerde Edebiyat Fakültesinin Atatürk Üniversitesinin Dadaşkent mevkiine taşınmasıyla daha da büyük sorunlar başladı. Üniversite Hastanesi ve Kazım Karabekir yurtları arasına çalışan birkaç sefer tamamen patladı. Şu havalarda zor bela yürüyenler bakalım bir ay sonra nasıl o alanı gidip gelebilecekler?
İşte bütün bunlar yetmiyormuş gibi ulaşıma bir yılda ikinci zam yapıldı. Kim yaptı bu zammı? İstanbul yerel seçimleri için ulaşım ve su indirimi vaatlerini çarşaf çarşaf yayınlayan Büyükşehir Başkanlığı ve yetkilileri.
Sadece bu yanlıştan değil birçok yanlışınızdan acil dönün. Reklam panoları süslemekle belediye yönetilmiyor. Gönül işi belediyecilik yazmakla gönüle girilmiyor.
Neyi tutsak elimizde kalır. Bu şehirde musluktan su içememekten şikâyet ederken şu anda binamıza su çıksın diye dua ediyoruz. Hem de başa tekrar gelir gelmez zam yapılan suya.
Bir çift lafım da STK başkanlarımıza ve medya farelerimize.
Sayın STK başkanları karnınızdan konuşmak, yıkama-yağlama yapmak, protokollerde poz vermek, suya sabuna dokunmayan egonuzu şişirecek birtakım açıklama ve eylemlerinizi bir yana bırakın da Erzurum’un dertleri ile hemhal olun. Cesur, dirayetli olunuz.
Saygınlığı olmayan medya fareleri.
Gazetelerinizi, köşelerinizi, kalemlerinizi hatta kameralarınızı şahsi çıkarlarınız, menfaatleriniz uğruna kullanmaktan vazgeçin. Her şeyi biliyorsunuz pozlarınız var ya o pozlarınızı yerler.
Dün müteahhit soyanlar, belediye başkanlarına pusu kuranlar, manşet atıp atıp silenler, başkanlara şantaj yapan hatta tehdit edenler, yola A partisi diye çıkıp sokaklarda B partisinin gönüllü amigosu olanlar hepinizi tanıyoruz.
Hangi ara futbol bilgini oldunuz, hangi ara siyasi deha oldunuz, hangi ara protokole girdiniz, hangi ara kanaat önderliğine soyundunuz?
Erzurum’un sorunlarını dile getirin. Ulaşımını, yollarını, sokaklarını, işsizliğini, harcanıp giden boş milyonları, dünkü çocukların ihale avcılığını dile getirin.
Kendinize gelin, getirmesini bileceğiz yoksa!